Uzun zamandan beri Türkiye’nin yüzünü nereye dönmesiyle ilgili haberler dinler dururuz.
Bir kısım Avrupayla anlaşalım derken, bir kısım da komşumuz Arap ülkeleriyle işbirliği yapalım diye öneriler de bulunur. Aynı sorular benim kafamda da cevap ararken bir komşu ülkeye, Azerbaycan’a gitme fırsatı buldum…
Bir Avrupa Birliği ülkesine gitmeye çalışanlar çok iyi bilirler, Schengen vizesi almak bir kabustur. Oysa yakın komşumuz Azerbaycan’a gitmek için iki vesikalık fotoğraf, 10 $ vize harcı, pasaport ve uçak biletinizi yanınıza almak yeterli. İşlemler o kadar basit gerçekleşiyor ki sanki bir başka ülkede değil de ülkenizin bir başka şehrinde hissediyorsunuz.
Bakü “Haydar Aliyev” Havaalanı şehrin biraz dışarısında ama benzinin ucuz olduğu bu ülkede pazarlık yaparak şehir merkezine gidebilmeniz kolay olacaktır. Daha Bakü’ye iner inmez bir garip his kaplıyor insanı. Farklı bir ülkede pasaportunuzla bulunmanıza rağmen farklılık hissetmiyorsunuz. Türk olduğunuzu söylemeniz her kapının size açılması için yeterli oluyor. En sık duyduğunuz söz ise “biz sizinle iki devlet ama bir milletiz” oluyor. Bu ayrıcalıklı söz sadece laf da değil uygulamada da görülüyor. İşte o zaman yüzümüzü dönmemiz gereken ülkeyi daha iyi anlıyoruz.
Bakü’de ilk olarak İstanbul’un Taksim’i ya da Ankara’nın Kızılay’ı gibi sayabileceğimiz Nizami Küçesine (Sokağına) uğrayın. Yeraltında kurulmuş olan lüks restorantların birisinde yemeğinizi yedikten sonra çayınızı içmek için Hazar Denizi kıyısında Bulvar’a gidin. Güleç yüzlü Azeri gençleriyle beraber Hazar Denizi üzerinde bir tekne turu yapın. Dönüşte Türklüğün sembolü olarak tanımlanabilecek olan “Kız Kalesi”ni ziyaret edin. Kız Kalesi’nden şehre bir göz atın. Yolunuzu “İç Şehir” üzerinden geçirin ve Bakü’nün modern yüzü içerisinde yerleştirilmiş olan tarihsel dokunusu hissedin. Eğer çok yorulduysanız mutlaka Nizami’ye geri dönün ve bir çayevine oturun. Semaverle servis edilen demli çayınızın yanında sunulacak çeşit çeşit aparatifi deneyin. Sonra derin bir nefes alarak şu soruyu sorun kendinize “Neredeyim?”.
Gece yarısında bile sizi evinde krallar gibi ağırlayabilecek olan Fariz’in, tüm içtenliği ile size kardeşliğini sunan Emin’in, doğumgününüzü unutmayarak kutlayan Perviz’in, işini gücünü bırakarak size şehir turunuzda rehberlik eden Elgün’ün, dansları gibi kalpleri de hızlı atan, devleti farklı ama milleti aynı olan “Azerbaycan’dasınız”.
Site hayırlı olsun.
By: Onur Subaşı on 27 Haziran, 2008
at 6:42 pm