Her zaman övünürüz, ülkemizin nüfusunun dörde biri gençlerden oluşmakta diye.
Ortaya çıkan rakam bir çok dünya devletinin toplam nüfusundan bile fazla görünmekte. Fakat insanın aklına hemen bir soru geliyor “kaliteli gençlik mi” yoksa “kalabalık gençlik mi”? Galiba bizler uzun süre önce kalabalık olma yönünde tercihimizi kullanmışız.
Şöyle yolda yürürken etrafınıza bir bakın. Kaç tane gencin elinde cep telefonu, sigara ve kitap göreceksiniz? Bu rakamları basit bir istatistikle kendiniz karşılaştırın. Acaba gençler neye önem veriyor? Ben kendimce sıralamamı çoktan aza doğru yaparak yazdım. Biraz daha ileri gidin ve gençlere sorun boş zamanlarında kullanmak için bu üç nesne önerilse hangisi ile zaman geçirmek isterler. Ben bunu da sordum ve yine aynı sıralamayı elde ettim. İşte şimdi tam zamanı, hep beraber söyleyelim “Ahhh bu zamane gençleri, biz sizin yaşınızdayken…”
Bir sonraki adımda aynı gözlemi daha ileri yaşlar için yapalım. Sizde bu oranlar ne kadar değişir bilmem ama ben de çok bir değişme olmadı. Yani “ah zamane gençleri” ile “ileri yaşlar” arasında kitap okuma yine son sıralarda. İlginçtir artık özgeçmişlerde ya da anketlerde kitap okuma bir hobi olarak tanımlanır oldu. Yemek, içmek gibi temel bir ihtiyaç olması gereken okumak, bir özgeçmişte etki yaratacak önemli bir madde olarak eklendi. Önünüze böyle bir özgeçmiş gelirse, size tavsiyem o kişiye en son okuduğu kitabın adını, yazarını ve baş karakterini sorun. Bakalım ne cevaplar alacaksınız?
Bir adım daha ileri gidelim ve kitap okumadan “kültürlenme oranımıza” geçelim. Acaba gençlerimiz haberleri ne kadar ilgiyle izliyor, kaç tane dili akıcı konuşuyor, haftalık kaç kitap okuyor, iletişim becerileri kendini anlatabilecek kadar güçlü mü… Şimdi aklımıza hemen şunlar gelecek, “para yok, iş yok, okulların durumu malum”… Geçelim bunları, unutalım lütfen. Bir cafede vakit öldürmek uğruna jöleli saçlarla ve çeşit çeşit kıyafetlerle yola düşen gençlerimiz elbet tüm “yokları” da “var” edebilecek kadar güçlüler. Sadece “çaba” ve “ısrar” kapılarında çok zaman harcamaları gerekiyor. Artık gençler ve genç kalanlar olarak ayağa kalkma, silkinme ve kültürlenme zamanı.
Neler yapabiliriz üzerinde sadece bir kaç öneri; kütüphanelerin kapılarına gidelim ve korkmadan bir adım atalım, sohbet odalarına bağımlı isek bunu bir yabancı ile yaparak dil öğrenmemiz için bir adım atalım, gazetelerden ve haberlerden ilimizdeki seminerleri, konuşmaları takip edelim ve çekinmeden gidelim, girişkenliğimizi ve yaratıcılığımızı geliştirmek için projeler üretelim, Avrupa Birliğinden ve farklı fonlardan yararlanarak yeni ürünler ortaya çıkaralım. Atatürk’ün dediğini hiç unutmayalım; “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”